29 Eylül 2009 Salı

YOLCULUĞUM

Yolculuğum.
Bitkilerle ne zaman tanıştım, emin değilim. Şehrin merkezinde oturup her yeri yemyeşil, sanki merkezden ayrı bir bölgede ikamet ediyorduk. Binamınız sağı solu yeşilllik alanla kaplıydı. Çocukluğumda bu denli ağacın bir arada olduğu bir yerde oturmak birşey ifade etmiyordu benim için. Tüm ibreli ağaçların ortak adları vardı ve onlar çamdı. Diğerleri ise ne bileyim olsa olsa yapraklı ağaç. Hasbel kader kazandığım üniversite sınavından sonra -aman be dedim kendime bende bir sera açarım olur biter. Oh ne güzel bütün gün çiçeklerle uğraşırım. Gel gör ki düşündüğüm gibi değilmiş işin aslı. O önünden geçerken küçücük görünen seralar-fidanlıklarda öyle uzun çalışma saatleri varmış ki 5 yıl ancak dayandım. Sektör değiştirmeye karar verdim önce, bitki canlı ve sürekli bakım istiyor. Bende rakamları tercih edeyim ya da ne bileyim içinde cansızı daha çok barındıran ama canlıyı ilgilendiren birşey olsunda rahat edeyim dedim. Sonra bir gün, herşey değişti, daha farklı bir anlam kazanmaya başladı. Artık bitkilere bakarken, başka şeyler görmeye başladım. Kurumuş dallar, yere düşen çiçekler bile birşeyi simgeliyordu. Hepsi bütünün bir parçasıydı ve orada senelerce onları reddetmeme hatta onlarla ilgilenmeme rağmen tüm ihtişamlarıyla karşımda duruyorlardı. Bize bak, bizde senden parçalar var der gibilerdi…….
İnsanın hayat amacı en çok karşı çıktığı şeymiş aslında.
Ve böylece başladı benim yolculuğum, hem kendi içimde hem de bitkilerle birlikte....
GÜMÜŞ